top of page
  • Yazarın fotoğrafı: Aile Danışmanı / Tuğba Alıcı
    Aile Danışmanı / Tuğba Alıcı
  • 2 Ağu
  • 4 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 12 Ağu

Kadın Bedenini Kim Anlatacak?


Kadın ve üreme sağlığı üzerine düşündüğümde aklıma ilk olarak hastalıklar değil, hasta ile hekim arasındaki iletişim geliyor. Muayene odasında aslında iki tarafın da ortak bir amacı vardır. Hekim doğru tanıyı koymak, uygun tedaviyi planlamak ve hastasına yardımcı olmak ister. Hasta ise kendi bedeninde neler olup bittiğini anlamak, kendisine aktarılan bilgileri kavramak ve güvende hissetmek ister. Buna rağmen muayene sona erdiğinde bazen her iki tarafta da küçük bir eksiklik hissi kalır.

Hekim anlatmıştır.

Hasta dinlemiştir.

Ancak bazı sorular sorulamamış, bazı bilgiler tam olarak anlaşılamamış, bazı kaygılar ise ifade edilememiştir.

Peki neden?

Bence bunun önemli nedenlerinden biri, insanın çoğu zaman neyi bilmediğini de bilmemesidir.

Bilmediğimiz şeyi nasıl sorabiliriz?

Hasta, anlamadığı bir konuda her zaman doğru soruyu soramayabilir.

Çünkü insan, hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığı bir konuda neyi sorması gerektiğini de bilemeyebilir.

Kadın üreme sisteminin işleyişini, hormonların görevlerini, adet döngüsünün fizyolojisini ya da kendisine önerilen bir ilacın neden kullanıldığını bilmeyen bir hastadan; tedavisini sorgulamasını veya nitelikli sorular yöneltmesini beklemek her zaman gerçekçi değildir.

Ancak mesele yalnızca hastanın bilgi eksikliği değildir.

Bazı hekimler son derece iyi klinisyenler olabilir; ancak hastalarıyla iletişim kurma konusunda aynı ölçüde başarılı olmayabilirler. Hastasını yeterince dinlemeyen, sorularını yüzeysel yanıtlayan, tıbbi terminolojiyle konuşup karşısındaki kişinin anlayıp anlamadığını kontrol etmeyen ya da kısa muayeneleri yalnızca reçete yazıp sonlandırmak olarak gören bir yaklaşım da mevcuttur. Böyle bir durumda hastanın daha fazla soru sorması her zaman sorunu çözmez. Çünkü iletişim yalnızca hastanın soru sormasıyla kurulmaz.

Hekimin de aktif olarak dinlemesi, açıklama yapması, anlaşılmayı önemsemesi ve gerektiğinde kullandığı dili sadeleştirmesi gerekir. Dolayısıyla mesele yalnızca hastanın neyi bilmediği değildir.

Bazen hasta soramaz.

Bazen hekim yeterince açıklayamaz.

Bazen de açıklamak için gerekli iletişim çabası gösterilmez.

Sonuçta değişmeyen gerçek şudur:

Hasta, kendi bedeni hakkında anlayabileceği bir bilgiye ulaşamamıştır.


İyi hekimlik yalnızca doğru tanı koymak mıdır?

Tıp eğitimi, hekime insan fizyolojisini, hastalıkları, tanı yöntemlerini ve tedavi seçeneklerini öğretir. Ancak tüm bu bilgileri hastanın anlayabileceği bir dile dönüştürmek ayrı bir uzmanlık gerektirir. Bir hekimin tıbbi açıdan doğru olması, iletişim becerisinin de güçlü olduğu anlamına gelmez. Çünkü hasta karşısında yalnızca bir hastalık yoktur. Kaygı duyan, endişelenen, çekinen, zaman zaman utanan ve ne olduğunu anlamaya çalışan bir insan vardır.Bu nedenle iyi sağlık iletişimi, yalnızca doğru bilgiyi aktarmak değildir. Aktarılan bilginin karşı taraf tarafından gerçekten anlaşılmasını sağlamaktır. Üstelik yoğun poliklinik koşullarında bunun her zaman kolay olmadığını da kabul etmek gerekir. Hekimin zamanı sınırlıdır, hasta sayısı fazladır ve her hastaya temel fizyolojiyi ayrıntılı biçimde anlatmak her zaman mümkün olmayabilir. Tam da bu nedenle güvenilir ve anlaşılır sağlık kaynaklarına ihtiyaç vardır.


Böyle bir kaynak var mı?

Bugün kadın ve üreme sağlığını; ergenlikten menopoza, adet döngüsünden hormonlara, doğurganlıktan günlük yaşamda karşılaşılan sorunlara kadar bilimsel doğruluktan ödün vermeden ve herkesin anlayabileceği bir Türkçeyle ele alan kapsamlı bir başvuru kaynağı var mı?


Ben bilmiyorum.


Oysa böyle bir eser yalnızca bilgi veren bir kitap olmazdı. Hasta ile hekim arasındaki iletişimin önemli bir parçası hâline gelebilirdi. Hekimin muayene sırasında anlatmak için yeterli zaman bulamadığı temel bilgileri hastanın sonradan okuyarak öğrenmesine imkân sağlayabilirdi. Hasta da internette karşısına çıkan, birbirinden farklı ve güvenilirliği belirsiz bilgiler arasında kaybolmak yerine, bilimsel temelli tek bir kaynağa başvurabilirdi. Muayeneye daha hazırlıklı gelebilir, hekimin anlattıklarını daha iyi anlayabilir ve kendi sorularını daha net ifade edebilirdi.

Kitap hekimin yerini almaz

Tam tersine.

İyi hazırlanmış bir sağlık kitabı, hekimin yerini almak yerine hekimin işini destekler.

Hekim, hastasının temel bilgileri öğrenebilmesi için ona güvenilir bir kaynak önerebilir.

Belki şöyle diyebilir: "Öncelikle şu bölümleri okuyun. Ardından durumunuzu birlikte değerlendirelim.”

Bu yaklaşım, hastanın kendi sağlık sürecine daha bilinçli katılımını sağlayabilir. Çünkü amaç hastanın kendi kendine tanı koyması değildir. Amaç, hastanın kendisine ne olduğunu anlayabilmesi, hekimin açıklamalarını takip edebilmesi ve gerektiğinde doğru sorular sorabilmesidir. Kitap hekimin yerine geçmez; hasta ile hekim arasındaki iletişimi güçlendirir. Böyle bir kaynak yalnızca kadınlar için değildir Üstelik böyle bir kitap yalnızca kadınların okuyacağı bir kaynak olmak zorunda da değildir.

Eşler okuyabilir.

Anne ve babalar okuyabilir.

Tıp öğrencileri okuyabilir.

Ebeler, hemşireler ve aile hekimleri yararlanabilir.

Mesleğe yeni başlayan hekimler, karmaşık tıbbi bilgiyi herkesin anlayabileceği bir dile dönüştürmenin önemini daha iyi kavrayabilir. Çünkü kadın sağlığı yalnızca bireysel bir mesele değildir. Aileyi ve toplumu da yakından ilgilendirir.

Bilgiye ulaşmak yetmez.

Bugün bilgiye ulaşmak hiç olmadığı kadar kolay.

İnternette birkaç saniye içinde herhangi bir belirtiyi, hastalığı, ilacı veya hormonlarla ilgili bir konuyu araştırabiliyoruz. Fakat bilgiye ulaşmanın kolaylaşması, doğru bilgiye ulaşmanın da kolaylaştığı anlamına gelmiyor. Birbirinden farklı, hatta zaman zaman çelişen yüzlerce bilgiyle karşılaşabiliyoruz. Kişisel deneyimler bilimsel verilerle aynı düzlemde sunulabiliyor. Reklam içerikleri sağlık bilgisi gibi görünebiliyor. Yanlış bilgiler, tekrarlandıkça doğruymuş gibi algılanabiliyor.


Böyle bir ortamda hastanın ihtiyacı yalnızca daha fazla bilgi değildir.

Güvenilir, bilimsel temelli ve anlaşılır bilgiye ihtiyacı vardır.

Belki de eksik olan şey bir kitap değil, bir köprüdür. Bu yazı bir kitabı tanıtmak amacıyla kaleme alınmadı. Henüz var olmayan bir kitaba duyulan ihtiyacı görünür kılmak için yazıldı. Çünkü belki de ihtiyacımız olan şey yalnızca bir kitap değildir.

İhtiyacımız olan, bilimsel bilgi ile günlük yaşam arasında bir köprüdür. Hekimin bilgisi ile hastanın anlayabileceği dil arasında bir köprü. Muayene odası ile hastanın günlük yaşamı arasında bir köprü. Tıbbi terminoloji ile bireyin kendi bedenini anlaması arasında bir köprü.

Belki bu satırlar bir kadın doğum uzmanının dikkatini çeker.

Belki bir ebenin, bir aile hekiminin, bir akademisyenin ya da sağlık iletişimi alanında çalışan bir yazarın.

Belki biri bu fikri geliştirir.

Belki bir gün gerçekten kadın bedenini ve üreme sağlığını bilimsel temelde, anlaşılır ve güvenilir bir dille anlatan kapsamlı bir Türkçe kaynak yazılır.

Ve belki bir gün bir hekim, hastasına reçetesinin yanında o kitabı da uzatıp şöyle der:

“Bunu da okuyun. Ardından birlikte değerlendirelim.”

İşte o zaman kitap yalnızca bir bilgi kaynağı olmaktan çıkar.

Hasta ile hekim arasındaki iletişimin bir parçasına dönüşür. Çünkü hastaya yalnızca ne yapması gerektiğini söylemek yeterli değildir. Bazen nedenini de anlatmak gerekir.

Ve insan, hayatı boyunca içinde yaşayacağı bedenini tanımayı hak eder.


Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:

Kadın Bedenini Kim Anlatacak?

 
 
 

Yorumlar


Bu gönderiye yorum yapmak artık mümkün değil. Daha fazla bilgi için site sahibiyle iletişime geçin.

Cumhuriyet, 14066. Sk. No:14/C, 46100 Özgül Hukuk / Onikişubat/Kahramanmaraş

(0344) 503 77 04

Email

  • LinkedIn

© 2021 tugbaalici.net
Sitede yer alan yazı ve görseller izinsiz kullanılamaz.

bottom of page